COFFEETHERAPY
Master Barista

Coffee Therapy Barista Eğitimi Danışmanlık Kahve Hakkında Ürünler Ana Sayfa İletişim
Third Wave Coffee
“ Farklı kahve deneyimi için... ”

İlk olarak 2002 yılında kullanılan üçüncü dalga kahve; Specialty Coffee üretimine yönelik, kahvenin ticari bir mal yerine, tıpkı şarap ve viski gibi bir zanaatkarın ( Artizan ) elinden çıkan, üretimin bütün süreçlerinin ( yetiştiricilik, hasat, işlenme... ) takip edildiği, değerlendirildiği ve geliştirildiği bir akımı ifade etmekte.
Her aşamada farklı yapılandırmaların da söz konusu olduğu bu akım içerisinde asıl amaç tüketici ile üretici arasındaki iletişimi kuvvetlendirmek ve tüketicilerini bilinçlendirmek. Bu nedenlerden dolayı Micro Roastery gibi terimlerin kullanıldığı bir kültür oluşmuş ve baristalık, kavuruculuk ve aşçılık gibi takdir toplamaya başlamıştır. Bu dalga içerisinde “ Direct Trade “ ve “ Fair Trade “ olarak geçen çekirdek satın alma yöntemleri de değerlendirilmeye, nitelikli ve tek bölgeden gelen çekirdekler (Single Origin) farklı demleme yöntemleri ile aromaları ön plana çıkacak şekilde ve bunun için daha açık kavrulmaya başlanmıştır. Yine bu akım içerisinde farklı demleme yöntemleri ( Aeropress, Syphon, Chemex, Hario V60,Kalita,Cold Drip vb… ) tercih edilen çekirdeğin farklı özelliklerini öne çıkartmak için bilinçli tercih edilir olmuşlardır. İşin pazarlama boyutunda da bir trend mekanlar haline gelen butik kahve dükkanları elbette zamanla işin ciddiyetinin biraz daha farkına varacaklardır.

İşin tüketici tarafına bakılırsa artık, doğrudan ürünün ve deneyimin değil, bunların toplamı haline gelen bir kültürün fiyatlandırıldığını görüyoruz. Yan ekonomileri, kendi kitleleri, alternatif kültürlerle ilişkileri ile kahvenin Türk, İtalyan ya da Amerikan kökenlerinden kopup bölgeler halinde nitelendirildiği daha özelleştirilmiş, ancak daha fazla seçenek ile karşı karşıyayız. Taze öğütülmüş ya da yeşil halde alınmış çekirdekler, kupalar, kahve makinaları, değirmenler, demleme araçları ile mekanlardan da bağımsız evinizde de devam ettirebileceğiniz bu akım sosyal medyada oldukça yoğun bir şekilde yer edindi. Mekanlarda ayrıca bir sosyalleşme ortamı oluşturan bu kültür müşteri-işletme ile sınırlı kalmayıp müşteri-müşteri arasında da deneyim ve keyif temelli bir yapıya büründü.
Çıkış noktasını bulmaya ve anlamaya çalışırken de yollar elbette birinci dalga kahveciliğe varıyor. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda özellikle Kuzey Amerika’da yaygınlaşmaya başlayan hazır kahve akımı birinci dalganın temellerini oluşturuyor. Hazır paketlerde satılan kahvelerin evlerde kaynar suyla kolaylıkla sıcak bir içeceğe dönüşmesi pratik ve cazip olduğundan hızla yayılıyor. Birinci dalga, kahvenin ambalajlı satışına ve kahvenin dünya genelinde pazarlanmasına katkıda bulunurken gerçek anlamda iyi kahve tüketimine, lezzete, içilen kahvenin kökenine ve karakterine odaklanmadan doğrudan tüketime önem veriyor.

Çekirdek veya alınan hazdan ziyade kafein burada ön planda olan. Çoğu tüketicinin Espresso’nun varlığından bile haberi yok belki de.
1960’ların sonlarına doğru California’dan bir kahve kavurucu olan Alfred Peet işe biraz daha zanaat olarak bakmaya başlıyor; kahvenin kaynağı, doğru kavrulması ve harmanlanması gibi noktalara dikkat çekiyor. Aslen Hollandalı olan Peet “ Amerikalılara kahve içmeyi öğreten Hollandalı ” olarak nam salıyor. Peet’in yarattığı devrim Starbucks’ın da ortaya çıkışında önemli bir rol oynuyor. Çünkü Starbucks’ın kurucuları Peet’ten kahve kavurma tekniklerini öğrenip sonrasında markayı yaratıyorlar. Baristalar ortak bir paydada buluşup kahveciliğin Artizan boyutuna yavaş yavaş geçerken kahvelerin kökenini ve kavurma yöntemlerini araştırmaya başlıyorlar.

Süregelen yıllarda başta Starbucks olmak üzere pek çok kahve zinciri dünya genelinde hızla yayılıyor. Bu arada ikinci dalga denen dönem de başlamış oluyor, Espresso yaygınlaşıp hak ettiği ilgiyi görmeye başlarken kahve kalitesinde de artış görülüyor. Hem Amerika hem Avrupa’da açılan kahve dükkanları kahve tüketicilerinin algılarında farklılık yaratırken bir yandan da ilk dalgadan beri hala değişmeyen bazı özellikler görülüyor.

Doksanlı yıllar itibariyle üçüncü dalganın etkisi kendini göstermeye başlıyor. Birinci dalgada tüketim ön plandaydı; ikinci dalgada ise kahveden keyif alma başlarken nitelik kahve terimi de tanımlanmaya başlıyordu. Bu yeni dönemde ise kahvenin kendisinin başrolde olduğu, çekirdeğin bize neler anlatmak istediğini anlamaya çalıştığımız bir akım var karşımızda.

Kahvenin bize anlatacağı ne olabilir sorusu aslında üçüncü dalganın veya nitelikli kahvenin de ana konusu. Nasıl ki bağlarda yetişen üzümler çevrelerindeki bitki örtüsünün aromalarını içine katar ve içtiğimiz şaraplarda bu aromalar damakta tat bırakır, aynı şekilde kahve çekirdekleri de yetişirken çevresinden tatları kendisine katıyor. Böylece gerçek anlamda nitelikli bir kahve içtiğinizde damağınız da kuvvetliyse turunç, fındık, böğürtlen ve daha nice farklı tadı da yakalayabiliyor olmanız gerekiyor. Aynı şekilde bir şarap aldığınızda şişesinin üzerinden üzümün cinsini, yetiştiği bağı, yılı gibi bilgileri okuyabildiğiniz gibi nitelikli kahvelerin ambalajlarında da kahvenin yetiştiği ülke,çiftlik, kavrulma derecesi ve tarihi gibi bilgileri okuyabiliyorsunuz.

Neredeyse her köşe başını mesken edinmiş bu zincirlere, hâlâ büyük hayranlık besleyen bir grup olsa da, artık bu yavan ve sıradan bardaklara burun kıvıran, nihayet daha özel bir kahve arayışında olanlar da var.

Kariyer Barista Dükkanı
Master Barista
FacebookinstagramThumblrtwitterGoogle PluspinterestYouTubeB
Ankara / Turkey | E-mail: info@coffee-therapy.com
Copyright @ Coffeetherapy Master Barista. For personal, noncommercial use only. For other uses, prior permission required. / All rights reserved.